KONUŞUYOR OLMAKLA KONUŞMAYA KAVUŞMAK

        Bunca efsanenin, destanın veya mitin hâlâ var olmasını, konuşuyor olmanın hazzına borçluyuz. Tamamını bildiğimiz bir hikayeyi anlatırken, unuttuğumuz  kısımları çoğunlukla gayriihtiyari biçimlendirebiliyoruz. İşte bu sebepten dolayı, Achilles bazı anlatılarda sol topuğundan ok ile vurularak, bazılarında ise bıçaklanarak ölmüştür. Daha fazla gereksiz detaylarda kaybolmadan, yaptığımız konuşmaların nelere kadir olacağının önemini sizlere aktarabilmek için, yazılı olmayan eserlerin abartılarına yüz çevirmek olmazdı. Bu abartıların sonuçları mühim eserlerin varlığını beraberinde getiriyor. Coğrafi olarak yaşam biçimleri yine anlatıların yönlerini, sertliğini belirleyip detaylarını da bulanıklaştırıyor veya odaklanılması istenen noktaları değiştiriyor olduğunu fark ettiğimde, ne kadar etkili olduğunu gördüğüm şey şuydu:

Önem derecesini zorluklardan yada zorunluluklardan dolayı en tepelere çıkarttığımız şeylerde buldum. Bu kadar uzun uzadıya anlatılan nedensel detaylarda kaybolmak, aslında bana göre değil, benim konuşan beynime göre. Burada kullandığım şu ”konuşan beynim” kelimesini sizlere biraz daha açmak isterim konuşurken; Frontal Korteks aktif olarak çalışır. Koku alma, bağlantı kurma gibi diğer Frontal lob un işlevsel mekaniklerini de güçlü kılar. Yani konuşurken aynı zamanda algılarımız açılarak yeni bağlantılar kurabiliyoruz demek oluyor. Birden aklımızda olmayan şeyler su yüzeyine çıkabiliyor. Güçlü bir iletişimin bizlere getirisi,okuyarak yada izleyerek edinilen bilgilerden farksız oluyor. Edinilmemiş bilgileri edinebiliyoruz, çıkarımlarla yollarımızı bulabiliyoruz. Bizler konuşurken bütün geçmişimizle ve bütün geçen onca anılarımızla beraber konuşuyoruz. İşte bu noktada iletişimde dinleyici kısmının önemi ortaya çıkıyor. Karşı tarafı ilgili hale getirebilmek için muhatabınız olan, kişinin tüm o geçmişinin içerisinde bir yerlere gerçekten dokunabiliyor olmanız gerekiyor. Anlatılan bu iletişim safhasına ancak tavır sayesinde girebilmeniz mümkün oluyor. Karşı tarafı ciddiye aldığınızı, önemsediğinizi gösterme arzunuzu gözüne soktuktan sonra bu iletişim daha mümkün hale gelecektir. Ancak bunu yüzeysel basitlikte lakayt tavırlarla gerçekleştirmeye çalıştığınızda anlaşılmanız çokta mümkün olmayacaktır.Eğer bu iletişim halinde olduğumuz kişiyle duygusal sınırlarımız kesişiyorsa; iletişimi sağlarken dikkat edilen noktalara hapsolmak, bizleri konuşmanın seyrinden koparıp, beraberinde farklı duygularla buluşturuyor. Bu duygular tutku kelimesinin çevresinde dönen kavramlardan başkaları değillerdir. Yeni denilebilecek iletişim insanlarına hitaben söylediğim tanışma iletişimleri tüm birlikteliğin sürdürülebilir olduğunu belirliyor olabildiği için önem kümesinde kesinlikle yerini alıyor.        

İletişim bizlerin sosyal yaşamına direkt etki eden gidişatı yönlendirebildiğimiz yegane virajlardan sadece birisidir. Ancak konuşabiliyor olmakla tüm her şeyi yansıtamıyoruz. Bunun için gözlerine odaklanmalısınız. Peki ya sizce ?