TUTKU VE İSTENÇ KAVRAMLARINA ÖN BAKIŞ

Öncelikle ”Notre Dame’ın Kamburu” kitabını okumadıysanız eğer şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. ”Quasimodo” karakterinin ”Esmeralda” karakterine hissettiği şiddetli tutkunun içerisinde kendisini ne kadar çaresiz hislerle baş başa olduğunu görürüz. Dışarıdan o kadar masum bir tutku olarak görünür ki bu karaktere kendimizi sıcacık hissederiz. Ancak tutku özünde ben olgusunun gelişiminde sağlıklı bir yönelim olarak görülmez.

Hissettiğimiz en güçlü istenç olarak adlandırabiliriz bu tutku kavramını. Yaşamımız bu istencin özüyle çevrilidir, bizler artık bu kavramın kölesi oluvermişizdir. Kaybettiğimizde ise yönlendirmek istediğimiz başka bir yer bulana kadar tam anlamıyla ortada kalmış hissederiz. İlginç olanı ise kaybetmek istediğimiz zamanlarda olur. Bu tutku bizleri dışarıya tanıtan intibahımızın temellerini atan yegane taşlardan birisidir. Uğraş alanlarımızla sosyal kimliğimiz oluşur bu kimliği en çarpıcı yönüyle geri döner. Size ”garson” derler, ”öğretmen” derler, ”memur” derler ancak siz bundan ibaret değilsinizdir. Ne yazık ki sosyal kimliklerimiz ne yaptığımızla o kadar yakından ilişkilidir ki buna anlam bile veremeyiz. Hayalimizde olmak istediğimiz yerde belki beyaz önlükle bir laboratuvar da hayal ederken bir anda aynı beyaz önlükle kendimizi berberde bulabiliriz. İşte bunu yaşamamak için sabrımızı ve gayemizi kısa süreli zevkler yerine kendimizi hayal ettiğimiz yerlerde olmak için harcamalıyız.

Tutku şiddetli, sürekli, güçlü istek yada eğilim olarak tanımlanır. Tutku insan davranışlarını yöneten güçlü bir duygudur.Yöneldiği amaç ya da seçtiği nesne üzerinde ve dışında hiçbir şeyi göremeyecek kadar yoğunlaşmış olan tutkunun aynı zamanda bir tür körleşmeyi de ifade ettiği de görülür. Dolayısıyla bütün romanlara, şiirlere, müziklere konu olmuş bu tutku kavramının hayattaki ağırlığı çok güçlüdür. Sahte kimliklere bürünebileceği gibi en doğru şekillerle de bizleri buluşturabilir.Tutkulu hissettiğimiz kişi, meslek, hatta eşya bizleri bağımlı hale getirmiş artık ondan beklediğimiz hazzın yerini hazırlamış ağzımız açık halde gelmesini beklerken kaybettiğimiz zamanın, enerjinin ve özgürlüğümüzün bir daha geri gelmeyeceğinin bilincinde olarak en doğru tutkunuzu bulma dilekleri ile güzel günler dilerim. Sizce tutkularımız bizi köreltir mi yoksa harekete geçmek için kullandığımız büyük bir kazanç mıdır ?