FAHİŞELİK TARİHİ

Kadın şiir. Fahişelik tarihi. Fahişelik nedir. Cennet evleri. Fahişelik nereden gelir. Fahişelik ne zaman başlamıştır. Cennet evleri nedir. Göğün Fahişesi nedir. Kutsal köleler nedir nereden gelir.

TARİHÇESİ

Fuhuş’un, bilinen ilk izlerine Mezopotamya’da rastlanılır. İşin ilginç tarafı, Sümer toplumunda Fuhuş’un, Göğün Fahişesi şeklinde de adlandırılan Aşk ve Savaş Tanrıçası Inanna ve Cennet Evleri denilen tapınaklarda başladığı öne sürülüyor. Inanna aynı zamanda bereket tanrıçası olduğu için bu tapınakların büyük bölümü Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunuyor. Bu topraklarda barınan ve tanrıçaya hizmet eden fahişeler aynı zamanda İnanna rahibeleriydi. İnanna’nın hizmetkarlarının ziyaretçileri ise genellikle çiftçilerdi. Çiftçiler rahibelerle belli bir bedel karşılığında, rahibelerin kutsal bedenlerinin sahip olduğu güçle İnanna’yla doğrudan iletişime geçerek onun bereketinden faydalanmak istiyorlardı. Fakat bu pratikler zamanla tapınakların doğum, doğum kontrol ve cinsellikle ilgili önemli eğitim merkezleri olmasını sağladı. Rahibeler cinsellikle ilgili uzman hemşire ve seks terapisti işlevi görüyordu. Bunun yanında hasat ve ekim zamanları, tanrıçanın bereketini kutsamak için kralların baş rahibelerle seviştiği ritüeller de düzenleniyordu. Bir anlamda örgütlenmiş cinsellik toplumsal hayatın her yerindeydi ve toplum düzenini sağlamanın faydalı bir aracıydı.

Antik dönemde fahişeliğin izine Gılgamış Destanı gibi edebi eserlerde de rastlamak mümkün. Destanda bahsi geçen Harimtular hem tapınaklarda hem de sokaklarda çalışan alt-sınıf fahişelerdi. Ayrıca destanda Gılgamış’ın hasmı Enkidu‘yu alt etmesinde de önemli rol oynarlar. Orta Doğu’da durum böyleyken Batı medeniyetinin beşiği Antik Yunan’da da benzer pratiklere rastlanıyordu. Herodot, Fırat ve Dicle arasındaki Cennet Evleri’ni ne kadar garipsediğini not tutmuş olsa da aynı dönemde Yunanistan’daki Afrodit tapınaklarında Hieroduli adı verilen kutsal köleler bulunuyordu. Antik Yunan medeniyetinde fahişeliğin ve fuhuşun devlet tarafından örgütlenmesi ise Solon ile başladı. Atina’da fahişelerin artmasıyla şehirde düzenli bir ordu kuracak ekonomik gelir, fuhuş sektörüne -bilindiği kadarıyla- tarihte ilk kez vergi koyan Solon sayesinde sağlandı. Uzun yıllardan beri kadın bedeni üzerinde bir çok zevk ve acımasızlığın var olması kadına karşı bakış açısının “kölelik” ve “erkeğine hizmet” etmek olduğunu görürüz. Sosyal statüsünü kadın sadece bedenini ne kadar iyi kullandığını göstererek belirleyebilirdi.

Tarihte kadına karşı bu kadar yobaz düşüncenin var olması kendilerini bireysel anlamda geliştirememe ve elle tutulur bir iz bırakmamasına sebebiyet verdi. Akabinde tarihin bir yüzünün ne kadar kirli olduğunu burada görürüz. Günümüzde örselenen, utanç kaynağı olan fahişeliğin tarihte son derece kutsal olmasının başlıca sebebi tarihte kadının adı olmamasıdır. Bir bedene anlam yükleyip kutsallaştırmak aynı zamanda o bedene sahip olduğu için hiçe saymak bizim en büyük utancımız olmalı. Peki sizce günümüzde kadınların hakim olduğu bir toplumda mı yaşamlarımızı devam ettiriyoruz yoksa kadınlar hala ezilmeye, baskılanmaya, hiçe sayılmaya devam mı ediyor ?