ŞAFAK SÖKTÜ YİNE SUNAM UYANMAZ

Sunam türküsü hikayesi. şafak söktü yine sunam uyanmaz hikayesi. sunam türküsü sözleri.

Suna, Malatya’lı bestekar Fahri Kayahan’ın eşidir. Çok sevmektedir Fahri Bey Suna’yı. Devir, o zamanın Malatya’sı… Ancak sevdiğine sevdiğini söylemenin bile ayıp karşılandığı o dönemde Fahri Bey her daim söyler Suna’ya ona olan sadakatini ve bağlılığını. Ve bilir karısının gözlerinin başka kimselere bakmadığını .O dönemin kadınlarının en büyük eğlencesidir haftada bir yapılan hamam sefaları. İşte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda kıyafetinden asla görünme ihtimali olmayan bir ben Suna’nın yakın arkadaşının dikkatini çeker. Ve akşam eve geldiğinde laf arasında eşine Suna’nın sırtında ben olduğunu anlatır.

Aradan zaman geçer. Fahri Kayahan bir gün evlerinin yakınında bulunan kahvede bu bey ile karşılaşır… Aralarındaki sohbet belli bir süre sonra tartışmaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider… Fahri Kayahan hiddetle cevap verir “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.” Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayahan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Bey’in dudaklarından şu sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.” Fahri Kayahan beyninden vurulmuşa döner… Evet inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nereden bilecektir? Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır… Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder eşine. “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar… Fahri Bey eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır. Lakin durum hiç de öyle olmamıştır… O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır. Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri Bey ceketini alır ve başlar Malatya sokaklarında dolaşmaya… Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir. Eve girer ve gördüğü manzara karşısında dona kalır. Biricik karısı Suna, kendini asmıştır…

Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır. Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim… Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim… Fahri Kayahan gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır… Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır… İçindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır.

Şafak söktü yine sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Şafak söktü yine sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz

Çağırırım sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan
Çağırırım sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan uyan derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan

Bunca diyar gezdim gözlerin için
Niye küstün bana el sözü için
Bunca diyar gezdim gözlerin için
Niye küstün bana el sözü için

Dilerim Allahtan sızlasın için
Uyan sunam uyan uyan derin uykudan
Dilerim Allahtan sızlasın için
Uyan sunam uyan uyan derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez hâlimden
Uyan sunam derin uykudan