BİR AY DOĞAR

Bir ay doğar ilk akşamdan türküsü nereden gelir ? Bir ay doğar türküsünün hikayesi nedir ? Bir ay doğar türküsünü kim yazmıştır ? Bir ay doğar türküsünün sözleri nelerdir ? türkülerin hikayeleri. Bir ay doğar hikayesi.

Bir ay doğar türküsü nereden gelir ?

Çukur dizisinde bir çok kez duyduğumuz bu türkünün benim için uzun yıllardan süregelen büyük anıları var. Bir türkünün insan üzerine bu kadar derin duygular uyandırmasının sırrı sözlerde mi müzikte mi diye düşünürken hikayesini öğrendim. Hikayesini türküye bu denli yansıtan eserin neden bu kadar duygu yüklü olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek. Bana babamdan hatıra kalan bu türkünün hikayesiyle sizi baş başa bırakıyorum.

Osmanlının son dönemlerinde, bitmez ve tükenmez savaşların ve cephelerin yaşandığı devirler.. Halil Hocaların genç ve güçlü oğlu, Muttalip Hoca Kızı Ayşe ile evlendirilmiş ve iki kızları olmuştur. Yeniden başlayan ve yenilgilerle sonuçlanan savaşların birine asker temin etmek amacıyla seferberlik ilan edilmiş ve bu kapsamda Ayşe gelinin kocasına da celp gelmiştir.

Bildik törenler ve helalleşme ile cephelere sevk edilen yağız Anadolu delikanlılarından çoğunun geri dönmeyeceği bilinmektedir. Bu ihtimale rağmen “ Allah’tan umut kesilmez “ deyişi gereği herkes sevdiği kocası, oğlu, kardeşi ve arkadaşının bir gün çıkıp gelmesini umutla beklerdi. Ayşe gelin de eşinin geri döneceği günü yıllarca beklemiştir. Bir gece gördüğü kötü bir rüya sonrasında, eşinin geri dönmeyeceğine karar vermiş ve yüreğindeki acısını dindirmeye çalışmaktadır. Bir bahar gecesi, küçük kızları uyurken, kendisini uyku tutmamış ve pencere dediğimiz küçük zavrak boşluğundan odanın içine sızan ay ışığına doğru yönelmiştir. Zavrak duvarına dayanarak, başını dışarı doğru uzatıp, görebildiği ay ve ışığı ile aydınlattığı Güzyaka – Kızıltaş istikametini seyrederken, dudaklarından bu satırlar dökülmüştür.

Ağıt, ay ışığı ile bir dertleşme ve çekilen acılar içinde Allah’a yalvarışı, kadere de gizli bir isyanı işlemektedir. Aynı zamanda, bir endişe de dile getirilmiştir. Ordular, yürüttüğü savaşlarda zafer kazanırsa, devletin yine başlarında olacağı, fakat, düşmanların kazanması halinde, devlet dağılacak, kuzgunların ortalıkta duran bir leşe topluca saldırdıkları gibi, düşmanların vatanımıza ve köyümüze çullanacakları endişesi sezilmektedir. Zaman geçmiş, Ağıtcımızın tahmin ettiği gibi genç eşi cepheden dönmemiştir. Bu satırları, yataklarında uyumuş gibi gizlenen kızları duymuş olup, uzun yıllar sonra, onlarda kendi çocuklarına anlatmışlardır.

“Bir ay doğar ilk akşamdan geceden neydem neydem geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben 
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden neydem neydem geceden

Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben 
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben

Yüce dağ başından aşırdın beni neydem neydem yâr beni 
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben 

Madem soysuz göynün bende yoğudu neydem neydem yoğudu

Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş perişânım ben 
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben 

Aşağıdan gelir eli boş değil neydem neydem boş değil 
Söylerim söylerim göynüm hoş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben 
Bir güzeli bir çirkine vermişler neydem neydem vermişler

Baş yastığı gendisine eş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben 
Baş yastığı gendisine eş değil
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben”

Türküyü dinlemek isterseniz buraya bırakıyorum.

Bir Ay Doğar