TUTKU VE İSTENÇ KAVRAMLARINA ÖN BAKIŞ

ES'NADA

Öncelikle ”Notre Dame’ın Kamburu” kitabını okumadıysanız eğer şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. ”Quasimodo” karakterinin ”Esmeralda” karakterine hissettiği şiddetli tutkunun içerisinde kendisini ne kadar çaresiz hislerle baş başa olduğunu görürüz. Dışarıdan o kadar masum bir tutku olarak görünür ki bu karaktere kendimizi sıcacık hissederiz. Ancak tutku özünde ben olgusunun gelişiminde sağlıklı bir yönelim olarak görülmez.

Hissettiğimiz en güçlü istenç olarak adlandırabiliriz bu tutku kavramını. Yaşamımız bu istencin özüyle çevrilidir, bizler artık bu kavramın kölesi oluvermişizdir. Kaybettiğimizde ise yönlendirmek istediğimiz başka bir yer bulana kadar tam anlamıyla ortada kalmış hissederiz. İlginç olanı ise kaybetmek istediğimiz zamanlarda olur. Bu tutku bizleri dışarıya tanıtan intibahımızın temellerini atan yegane taşlardan birisidir. Uğraş alanlarımızla sosyal kimliğimiz oluşur bu kimliği en çarpıcı yönüyle geri döner. Size ”garson” derler, ”öğretmen” derler, ”memur” derler ancak siz bundan ibaret değilsinizdir. Ne yazık ki sosyal kimliklerimiz ne yaptığımızla o kadar yakından ilişkilidir ki buna anlam bile veremeyiz. Hayalimizde olmak istediğimiz yerde belki…

View original post 153 kelime daha